11 Mart 2014 Salı

İnsaf düzeyi olarak Batı medeniyetiyle Kıyas Noktamız - Hayvan Hakları ve Tavuk Yetiştiriciliği Meselesi

İnsaf düzeyi olarak Batı medeniyetiyle Kıyas Noktamız
Hayvan Hakları ve Tavuk Yetiştiriciliği Meselesi




Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm konulardan biriydi bu konu. Diyebilirsinizki tavukçuluğun insaf düzeyi değerlendirmesiyle ne alakası olabilir. Hatırlardanız 5-6 ay önce facebook paylaşımlarında hepimiz çindeki köpek çiftliklerindeki akıl almaz dehşeti video kayıtlarından görmüştük. Bu görüntülerde “yiyilmek” üzere yetiştiren köpeklerin kafası bağlamnış vaziyetteyken gözleri açık bir şekilde göğüs kısmından bir mızrakla yavaş yavaş acı çektire çektire öldürüldüğü, daha sonra lokantalara sevk edildiğini görmüştük. Tam anlamıyla bir vahşet ! İçinde biraz insanlık kırıntısı olan bir mahlukat bu şerefsizliği yapmaz. Daha doğrusu adına insan denilen mahluk dışında hiçbir yaratılış başka bir yaratılışa işkence yapmaz. İçinde Allah korkusu olanlar müstesna tabiki. Bu girizgahtan sonra biz ülke olarak hayvanlara insancıl davranış noktasında neredeyiz? Bu sorunun cevabını bulmaya çalışalım.


Malumunuz üzere tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tavuk ve yumurta yetişiriciliği yapılmakta. Hatta bu konuda dünya sıralamasında ilk üçe vey beşe girecek bir üretim potansiyeline sahibiz. Yakın döneme kadar helal gıda kavramını bilmez bir vaziyette sağlıksız kesimlere mağruz kalmış broyler (40 günlük piliçin adı) etlerini tüketiyorduk. Kesimler makineler tarafından otomatik olarak kesilip, daha hayvanın kanı bile içinden akmadan kaynar suyun içine daldırılıp muamele edilirdi. Buda akması gereken kanın etin içinde kalması demektir. Allahtan tavukçuluk sektörümüz arap ülkelerine broyler satışına niyetlendilerde onlarda bizden “helal kesim” olmak kaydıyla alacağını söylediler. Bu kesimin şartı elle besmele çekilerek kesim idi. Dolayısıyla elle kesim olmasının yanında kanın tamamen akmasının beklenilmeside şartlar arasındadır. Ayrıntıları merak edenler www.gimdes.org sitesinden öğrenebilirler. Bundan dolayıdırki ülkemizde de helal gıda kavramında bir uyanış sürecine girildi. Bundan mütevellit üretici firmalar bir bir helal üretim kalitesine yükselmeye başlamış oldu. Bu işin denetim mekanizmalarıda çok sıkı şekilde işlemekte. Yaptırımları da ağır. Her neyse.
Katettiğimiz yola nazaran daha gitmemiz gereken epey bir yol var ufukta. Bizim insaniyetlikte örnek olmamız gereken avrupa şu an hala bize örnek olmakta. Geçtiğimiz yıllarda duyduğum bir habere göre, Avrupa ülkeleri hayvan haklarına aykırı olduğu düşüncesiyle tavuk ve yumurta yetiştiriciliğinde kafes sistemini yasaklatmaya başlamıştır. Belki şimdi tamamen yasaklanmışda olabilir. Kısaca kafes sisteminden bahsedecek olursak, her tavuk doğumundan ölümüne yada ıskartaya çıkıncaya kadar bir kafesin içinde, yumurta makinesi olarak çalışmakta. Güneş görme şansı, toprak görme, eşelenme, küllenme, gezinme, genleşip rahatlama, tüneme çiftleşme vs. vs. Bunları saymakla bitiremeyiz. Kısacası bu canlının normal hayatının içinde olması gereken hiçbir hakkı vermiyoruz, yasaklıyoruz ! Onları F tipi cezaevlerin tıkıp sadece makine gibi yumurta üretmesini istiyoruz. Bu yumurtanın sağlıklı olduğuna da ben inanmıyorum. Çünkü mahkum psikolojisi ile üretim var. Şu anda bazı yumurta ve broyler yetiştiricisi çiflik sahipleri daha insaflı bir kafes sistemine geçiyorlarmış, bununla övünüyorlar. Geçtikleri sistem ise tavuk kafeste tek başına değil, yanında birkaç kader mahkumu ile birlikte yaşacaklarmış. Yani F tipinden E tipi bir mahkumiyete insaf etmişler üreticilerimiz. Bunu yapanların bir de müslüman olması ma-ma teessüf içler acısı bir durumdur. Gerekçeleri de hazırdır hep. Efendim şimdi bu sistemden o sisteme geçilirseymiş, maaliyet yüksek olurmuş, üretim düşermiş vs. vs. Ben bu vicdansızlara kabahat bulmam aslında. Kabahat buna izin veren devlettedir. Koy üretim tesisi şartnamesinde kafes sisteminin yasak olduğunu olsun bitsin. Kim ne diyebilirki? Herşeyde örnek olarak avrupa gösterilmiyormu bize. Alın size avrupadan örnek. Adamlarda kafes sistemi yasak!
Bu kadar tespitten sonra nasıl olmalı bu iş sorusunun cevabını vermeye geldi. Efendim, serbest üretim sistemi. Tabiki kimseden %100 organik üretim kurallarına uyun diyemeyiz. Aksine şahsen konvansiyonel üretimin de yararlı olduğunu düşünenlerden biriyim. Ama insaflı olmak şartıyla. Bu üretim serbest gezinme alanının olduğu, içeriye güneş ışığının girdiği, bir günün 12 saat değil 24 saat olduğu (!), az da olsa bir açık alan gezinmenin olduğu, tavukların yanında kocaları horozların olduğu, gece tüneyebildikleri tüneklerin olduğu, kısacası insancıl bir yaşam şartlarının yerine getirildiği bir sistem üretim yapıldığı tesislerdir, olması gereken.



Ben inanıyorum ki, bu konuda da önümüzdeki yıllar güzel şeyler olabilir. Ama ortada büyük rantlar dönüyor. Ve kolay olmayacak. Herşeyden önce yetkili şahısların buna inanması birinci şart. Sonrası gelir zaten. Ruhsatlara koyulacak bir iki madde insancıl bir hayat koşullarına kavuşturabilir tavuklarımızı. Hepinize insaflı günler dilerim. Allah insafımızı kurutmasın.

Durali Kiraz

duralikiraz.blogspot.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder